Aydınlanma


Bu coğrafyaya ait politik iki büyük hadise; Haçlı seferleri ve moğol istilası. Haçlı seferleri günümüzde hâlâ varlığını korur. Açıkçası bu ikisinin bu coğrafyada yarattığı yıkımı muhayile edecek şuurdan eksiğiz. Bunları kıyas, bir takım entelektüel tecessüs ve düşünsel mekanizmalara muhtaç lakin bu durumun bir konfor alanı istediği de şüphe götürmez bir gerçek. Varlık ve yokluk endişesi duyan milletler bilim, felsefe ve sanat yapamazlar. (taklit ederler) Bu toplumlarda bu tonlarda konuşan insanlar da açıkçası pek algılanamaz. Zaten sayıları ve tanınırlıkları da oldukça düşüktür. Çünkü temel düzeyde var olmak için akla dehaya ihtiyaç yoktur. Sokrat, Aristo, Eflatun, Mevlana, El-kindi, Farabi, İbn-i sina, ibn-i rüşd, ibn-i haldun, gazali gibi düşünürleri taramış Arapça, farsça, latince, gibi dillere hakim kaç kişi sayabiliriz? Ya hazırlık aşamasında bu eğitimlerden geçebilecek bir müsteşrik okulu var mı ? Hoca bulabilir miyiz? Okula gerek yok maarif sistematikleştikçe sıradanlaşır lakin bir master bir üstad gerekiyor. Olmayınca bu merak günümüzde maalesef otodidakt olarak kendini gösteriyor. Bilim, felsefe ve sanat insana nasıl daha iyi bir hayat yaşayacağını öğretir ve bunlara geçiş, varlığını kabul ettiren milletlerin tekelindedir. Hayatta kalmanın yolu ise, cesaret, umut,inanç, dua ve teselliye bağlıdır... Hülasa, bir toplum ya varlık-yokluk mücadelesi verir, yada varlığını dünyaya kabul ettirir ve bilim, sanat felsefe yolunda bir medeniyet inşaasına başlar. Biz maalesef bu dallarda hâlâ başkalarının sözlerini söylüyoruz. Adaletin kılıcı olmak elbette bir idealdir lakin kıtaları feth etmemizin sebeb-i hikmeti varlık yokluk mücadelesidir. Günümüz politikası hiç de azımsanmayacak derecede tarihteki durumumuza ışık tutar. Bu sebepten Devlet varlık yokluk davasına nüfus politikası güder ve silah sanayine yatırım yapar. Vatandaş birey mertebede varlık yokluk kavgası verdiği için çoğunluk Devletin bu tutumunu yadırgamaz. Günümüzde entelektüel merak 100 yıl öncesi ile sınırlı ve arayış genellikle ideolojik haklılığı kapsıyor. Halbuki aydınlanma meselesi 3 asır ve 6 asır öncesi bir taramaya muhtaç. Kanaatimce haklı olmak o kadar da değerli değildir. Bu saplantının pedagojik bir temeli var şüphesiz .Doğrulara sahip olmayı haklı olmaya tercih etmek gerekiyor. Sanıyorum aydınlanma buna tekabül ediyor. Öncelikle maarifi düzeltmeli. Bugünün öğretmeni ve öğrencisi, muallim ve talebeye denk düşmez. Maarif ilkokuldan liseye iyi yetişmiş hakimlere, hekimlere, savcılara, profesörlere mühendislere muhtaç. Bunlar çok iyi durumda olduğu için değil, elde daha iyi bir alternatif olmadığı için. Çünkü eğitim fakülteleri öğretmen yetiştirmekten aciz. Çocuklara hakikat bir ideal olarak aşılanmalı. Teknik öğretim bu ideallerle anlamlı. Müfredat olabildiğince elenmeli. Epistemolojik hamallık sona ermeli. Ontolojik okumalar maarifin temelini oluşturmalı. Otodidakt bir nesil ve sonrasında bunlardan oluşacak üstadlar cemiyetin maarifine yön vermeli. Bunlar olmadan bir medeniyet inşaası söz konusu olamaz. Ulemanın yön verdiği medreseler ve daha sonra mektepler ve daha sonra köy enstitüleri dahil maarifin asıl sorununu göremedi ve bugün bunun sonuçlarını yaşıyoruz. Bugün bir tarih felsefemiz dahi yoktur. Bu olmadığı için namuslu dürüst bir tarih yazımı gerçekleşmedi ve binaenaleyh şunu anlayamıyoruz. Bugün iyi ne varsa geçmişe borçluyuz. Bugün kötü ne varsa bunu da geçmişe borçluyuz. İyi biri planlama üzerinden asırlar geçse de meyvesini verir, lakin dürüst ve namuslu olmayan her planlama inkiraza gebedir. Geçmişte ulemadan, günümüz modernitenin profesörlerine aydınlanmanın önünde en büyük engel otoritedir. Otoriter üretmez,bağnazdır tek silahı ise slogandır. Üstad
Cemil Meriç
Cemil Meriç
'in dediği gibi; " İdeolojilerin ışığına göz yumanları sloganlar yönetir. Karanlık kinlerin birbirine saldırttığı çılgın sürülerin savaş çığlığıdır, slogan. İlkelin, budalanın, papağanın ideolojisidir. Düşünce ile çığlık bağdaşmaz. Şuurun sesi çığlık değildir. Yabani bağırır, medeni insan konuşur." Bizim konuşmaya samimi çözümlere ihtiyacımız var. İdeolojilere de elbet ihtiyacımız var ama at gözlüğü ile bunlara bağlanarak değil, bunlardan ders almak adına. Hiçbir ideoloji kalıcı değildir, her şey değişmeye yenileşmeye muhtaçtır. Bunların önünde set kuran milletler yıkılmıştır yıkılmaya mahkumdur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hakkımda...

Kendime